Büyükşehir’de daire başkanı atamalarını manşetler üzerinden konuşmak

Geçtiğimiz gün Medyabar’da bir haber vardı.
Komşu Kocaeli’de 29 Ekim’in coşkulu bir şekilde kutlanacağı, konserler düzenleneceği vs.
Haber şunu sorguluyordu: “Bizde neden yok?”
Komşu kutluyor biz neden böyle coşkulu kutlamıyoruz? Diyordu Hakan Turhan imzalı haber.
Haberi okuduğum anda yanımda bulunan bir gazeteciye “Yarın Büyükşehir bir konser programı açıklayacak” dedim.
Bu haberden sonra emindim Büyükşehir’in apar topar bir konser düzenleyeceğinden. Çünkü kısa sürede yeni yönetim, olaylara yaklaşım tarzı hakkında nasıl bir hassasiyete sahip olduğunu belli etmişti.
Bu açıdan da konser düzenleneceğinden emindim o haberden sonra.
Yanılmadım.
Ertesi gün öğlen civarı Büyükşehir sönük bir program açıkladı.
1 saatte hazırlanmış gibi duruyordu.
O haberin hemen ardından yapıldığı açıktı.
SASKİ’nin hafta ortasında suları keseceğinin duyurmasının ardından Medyabar’ın konuyu gündeme getirmesi ile nasıl geri adım atıldıysa, bu kez de apar topar bir konser üretilmiş gibi duruyordu.
Aynı geri adım yine Medyabar’ın Davut Güloğlu’nun oğlunun özel kaleme alınması sonrasında da yaşanmıştı.

p>Düzenlenen bu sönük program elbette coşkusuz geçti.
Zaten kimse Folkart’ın büyük bir izdihama sebep olmasını beklemiyordu.
Konserin apar topar düzenlendiği belliydi.
Zira Kültür Daire Başkanlığının Ekim ayı programında yoktu.
Billboard ve gazete reklamları ile tanıtılmadı.
Özel Kalem ve Basın Bürosunun ortaklaşa karar verdiği bir etkinlik olduğu bilgisini aldığımda bu açıdan şaşırmadım.
*** *
Bu “yapmış olmak için yapılan” konserin ardından yerel bir gazetede bir atıldı bugün.
Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı hedef tahtasına koyuldu.
Oysa az önce dediğim gibi etkinliğin Kültür Daire ile alakası bile yoktu.
Buna rağmen ihale Kültür Daire Başkanı İbrahim Aktürk’ün üzerine bırakılmıştı.
Şunu bir kere söylemem gerek.
Bir yayın kuruluşu bir etkinliği, bürokratı, siyasetçiyi elbette eleştirebilir.
Haksızlık var ise ilgili kuruluş zaten gereken açıklamayı yapar.
Buradaki konumuz eleştiri değil.
Bu ilginç manşetin çıkış zamanı ve Büyükşehir Belediyesinin suskunluğu.
Köşeyi yazdığım sıralarda bununla ilgili gazeteye bir açıklama yapılmamıştı. Sakarya Büyükşehir Belediyesine konuyu sorduğumda “Bir açıklama yapmadık ama yapmayacağız anlamına gelmiyor. Değerlendiriyoruz” denildi.
Yani Büyükşehir Belediyesi saat 17.30 itibariyle, konuya bir itiraz getirmemişti.
*** *
Peki bu manşet neden köşe yazısına konu oldu.
Elbette ki manidar zamanlamasından dolayı.
Bir süredir Kültür Daire Başkanı İbrahim Aktürk’ün görevden alınacağı söyleniyordu.
Hatta aylar öncesinde, bir tarihçinin bu göreve geleceğine ilişkin tanıtım ve nabız yoklama haberleri bile yaptırıldı.
Bu haberler, bir kurumun başka bir kurum olan Büyükşehir Belediyesine adeta basın üzerinden müdahalesi gibiydi.
O dönem bu haberler pek etkili olmadı. Kültür Daire Başkanı değişmedi.
Son birkaç haftadır da Aktürk’ün görevden alınacağına ilişkin kulisler yine hızlandı.
Bu kulislerin hemen arkasından, böyle bir manşetin çıkması elbette akıllarda soru işareti oluşturacak türdendi.
Zira atılan manşet, hem yanlış kişiyi ve kurumu eleştiriyor hem de bazı twitler üzerinden değersizleştirmeye çalışıyordu.
Buram buram bir operasyon kokusu vardı yani.
Peki ama bu operasyon neden?
Hakikaten, Kültür Daire için aylardır kulis yapan yerel tarihçinin meclis üyesi arkadaşlarının dahli mi var?
Yoksa Büyükşehir’de içeriden gelen bir şey mi?
Zira, bu kulislerin üstüne bu manşetin çıkması “Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü” durumunu ortaya çıkarıyor.
Daha da ötesi, Ahmet Bağ krizinin ardından, yine Büyükşehir Belediyesi ile manşetler üzerinden mi konuşuluyor?
Göreve getirilmesi ve alınması istenen isimler, manşetler üzerinden mi Ekrem Yüce’ye iletiliyor?

Hepsi birer muamma.


Ama şu bir gerçek ki, Büyükşehir Belediyesi daha kadro kurarken bu kadar eleştirilerin merkezine yer almaya başladıysa; ileride neler olacak tahmin bile edemiyorum.
Yani projeler başladığında (ki daha başlanan bir büyük proje göremiyorum)
*** *
Burada bir ara verip Kültür Daire Başkanlığından bahsedelim kısaca.
Aktürk 2009 yılında kurum içindeki başka bir görevden alınıp bu daire başkanlığına getirildi.
Kültür Daire Başkanlığının etkinlik ve programları İbrahim Aktürk dönemi ile hızlandı.
Daha önce, yerel tarihi vesikaların hikayeleştirilmesi, kadınlara düzenlenen gezi ve turlar ile basit organizasyonlardan ibaret olan daire, Aktürk dönemi ile SAMEK’ler, etkinlikler, sergi merkezleri, sanat alanları, sempozyumlarla birlikte yükselişe geçti.
Hatta Türkiye’nin yaşayan en büyük hikayecilerinden biri olan Necati Mert, defalarca bu etkinliklerin şehir için ne kadar önemli olduğuna dair yazılar yazıp bu ivmenin devam etmesini diledi.


Şu an Türkiye’nin herhangi bir üniversitesine, herhangi bir edebiyat dergisine, herhangi bir sözel bölüm kürsüsüne telefon edip, “Sakarya’nın kültür sanat faaliyetleri nasıl” diye sorsanız emin olun Sakarya hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlar size o faaliyetleri anlatır.
Sakarya’da bu faaliyetleri takip etmemiş olmanız, 10 yılda bu şehrin nasıl bir fikir-kültür-sanat merkezi haline geldiğini görmenize engel değil. Üstelik bu işler emsallerine göre komik kalacak kadar küçük bedellere yapılıyor.

Geçtiğimiz haftalarda, Sapanca Şiir Akşamlarına gelen şairlerden Halil İlteriş Kutlu ile bir araya geldiğimizde, Sakarya’da yapılan bu faaliyetlerin Türkiye’ye örnek olması gerektiğini ve birçok il de edebiyatçıların Sakarya’yı örnek gösterdiğini söylemişti.
Gençliğinden bu yana arkadaşları ile bu alanda kendi şehrinde bir şeyler yapmak isteyen biri olarak da, Kültür Daire’nin bu vizyonunu her zaman destekledim.
Bunun için bu konuda bir taraf olmakta sakında görmüyorum.
Ben Sakarya’nın kültür sanat alanında yapılanlarını büyük bir kazanım olarak görüyor ve kaybedilmesini istemiyorum.


*** *
Konumuza dönelim.
Aktürk 2009’dan beri görevde dedik.
Şimdi 2019 yılına geldiğimizde yeni bir belediye başkanı yeni ekibini kurarken, elbette burada bir değişikliğe gidebilir.
Ben asla Ekrem Yüce’yi daire başkanı değiştirmesi üzerinden eleştirmem.
İbni Arabi söyleşilerinden, Ustalar’a Saygı Gecelerinden, Felsefe ve Tasavvuf Okumalarından vazgeçip; İsmail Türüt konserleri ve bilmem hangi çeşmenin hikayelerinin söyleşi konusu yapılacağı etkinliklere geçiş yapmak Yüce’nin tasarrufundadır.
Bu şehri yönetmesi için seçilen en yetkili isimdir.
Yöresel yemeklerin edebiyatı (keşkek meseka) halk konserleri, birkaç adamın kayrılacağı özel kitap çalışmalarına bir geçiş yaparak, 10 yıldır Türkiye’nin gıpta ettiği bir kültrürel birikimi harcamak isterse bu Ekrem Yüce’nin kararıdır.


Saygı duyarım.
Ancak bu görevlere gelmek, getirilmek istenen isimlerin; basın üzerinden Büyükşehir Belediyesine seslenme çabalarına, gayretlerine ve başarılı bir ismi değersizleştirme çalışmalarına da asla göz yummaz seyirci kalamam.


Bu yaşanan süreç haksızlıktır.


Başarılı bir ismi değersizleştirme, yerine bir başkasını getirmek için bir karalamadır.
Dediğim gibi isimler değişir. Ancak emekleri de yok sayılmaz. Emeklerinden dolayı teşekkür edilirek kan değişikliğine gidilir.
Bir göreve birini getirmek için böyle şeyler yapıp insanları değersizleştirmek çok çirkin.
Ben, gözünü bu kadar makam hırsı bürümüş insanların şehrimde görev almasına karşıyım.
Makam için değil hizmet için insanlar bir yerlere gelmeli.
Bu konu o kadar karışık ki. Altından çok sula akıtır.
Onun için şimdilik daha fazla detaya giremeyeceğim.
Ama şunu size sormak istiyorum?
Aynı konu, hükümetin bir bakanına yapılsa; Cumhurbaşkanı Erdoğan nasıl hareket ederdi?
İşte bu açıdan, Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki AK Parti’ye mensup bir ismin yönettiği Sakarya Büyükşehir Belediyesinin de bu sürece nasıl yaklaşacağını merakla bekliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sefa Polat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Pamukova Halk Haber Sitesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Pamukova Halk Haber Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.